1 yılda Nasıl 50 Kilo Verdim?
December 17, 2025
9 min read
Aslında nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Sizlere çok uzun ve keyifli bir süreçten bahsedeceğim. Çayınızı, kahvenizi aldıysanız (evet atıştırmalık yok) başlayalım…
Nasıl karar verdim?
Bunu açıklamam için bir kaç yıl öncesine gitmemiz gerekiyor. Stres ve mobbingle mücadele ettiğim bir iş ortamı ardından aslı astarı olmayan bir “dolandırıcılık” suçlaması ve aniden verdiğim bir karar: psikiyatra gitmek!
Bahsettiğim üstüme atılı “dolandırıcılık” suçlamasının ifadesini vermek için karakola gittim. Tertemiz ifademi verdikten sonra ani bir kararla daha yoldayken tam yol ayrımında bir anda psikiyatra gitmeye karar verdim. Son yıllardaki en iyi kararlarımdan biri olabilir. Düşünmeden, planlamadan o an akışta içimden ne geldiyse onu yaptım. Psikiyatrımla ilk görüşmemizden sonra kendi isteğimle bana ilacımı yazdı ve uğurladı. Kısa zamanda zihnimdeki değişiklikleri hissedeceğim bir döneme girdim. Ve iş yerimdeki mobbing tavan yaptığı anda yeni bir iş bulmadan istifamı verdim. Her şey güzel gitmeye başlamıştı çünkü zihnim hiç olmadığı kadar rahatlamıştı. İstifamı verdikten bir kaç gün sonra başka bir şirketten iş teklifi geldi. Kader mi kısmet mi bilemem ama düşünmeden kabul ettim. Yeni işime başladıktan 1 ay sonra ise canım yeğenim dünyaya geldi. Asıl şimdi taşlar yerine oturmaya başlamıştı… Yeğenim sağlıkla, mutlulukla aramız katıldı. Bundan yaklaşık 6 ay kadar sonra ailemi ve yeğenimi ziyarete gittiğimde tartıyı gördüm ve “hadi bi tartılayım ne olabilir ki?” dedim ve o şahane manzara ile karşılaştım. 130 kiloyum!

Zaten yeğenimin dünyaya gelmesiyle aklımın bir köşesinde hep “bu çocuk yürüyecek, koşacak ve ben bu zamanlarda yanında olmak istiyorum” düşüncesi çokca vardı. Yukarıda bahsettiğim 6 aylık süreçte ise her ne kadar zihnimi toparlamış olsam da rüyalarımda yürüyemediğimi görmeye başlamıştım. Gerçekten de yürürken ayaklarım ağrımaya başlamıştı ve 15 dakika yürüdüğümde 30 dakika dinlenmem gerekiyordu. Nefes almakta zorlanıyordum. Horlamamı ve bel ağrılarımı siz tahmin edin… Tartıda 130 kiloyu gördüğümde ise “ben kendime ne yapmışım?” derken buldum kendimi. Çünkü analog tartı tam bir tur atmıştı! Tartının doğruluğundan emin olduktan sonra ertesi gün ablamdan diyetisyeninin numarasını istedim ancak bir türlü yeterli cesareti bulup arayamadım. Kendimle biraz pazarlık yaptıktan sonra Instagram’dan diyetisyenime mesaj attım ve durumu ilettim. Hemen görüşmek istediğini söylediğinde zihnimde alarmlar çalmaya başlamıştı. Aylardır bir kere bile çalmayan alarmlar son ses zihnimi doldurmaya başlarken telefonum çaldı ve hayatımın en güzel değişimi ve deneyimi duvarları kırıp içeri girmişti.
Diyetisyenimle telefonda konuşurken (biraz da alaycı) asla zayıflayamacağımı düşündüğümü ve daha önceki diyetisyen tecrübemden bahsettim. Diyetisyenim ise son derece kararlı bir şekilde;
“Ben size 1 yılda 50 kilo verdiririm” dedi. Cevabım ise;
“Lütfen benimle dalga geçmeyin, mümmmkünnn değil” oldu. “1 ay deneyelim eğer kilo veremezseniz bırakırsınız” dediğinde aslında tüm sürece ikna olmuştum.
Diyete başladığımda tam kurban bayramıydı. Tahmin ettiğiniz üzere sofralar donatılmış ve benim listemde ise sebze vardı. Baklavalar, etler, börekler havada uçuşurken ben taze fasülye yiyordum. İlk haftamda tam 2.5KG verdim! Şimdilik her şey yolundaydı…
Nasıl Devam Ettim?
İlk haftalarki listelerimdeki yediğimde çok gelmeye başlamıştı. 2 ya da 3. haftamda “bunlar çok geliyor bana” demiştim keşke demeseydim 😅 ilk hafta 240gr olan et zamanla 150gr’a kadar düştü. İlk haftada 2.5kg verince açıkcası sürece olan inancım fazlasıyla arttı ve “gerçekten 1 yılda 50kg verebilir miyim?” demeye başladım. Zaman geçtikce her hafta değişen listelerimin altındaki notlar da değişmeye başladı. Beklenen hafta geldiğinde listemin sonunda “Haftalık 120 dakika egzersiz” yazısını görünce yalan yok bi’ tık moralim bozuldu. “Nasıl yani e diyet yapıyorum ya kilo da veriyorum nerden çıktı bu şimdi?” şeklinde homurdandım. İlk başlarda “Leslie (Walk at Home)” serisi ile başladım ama sürekli ördek gibi “walk walk walk” demesi ve ben yaklaşık 125 kiloyken karşımda sürekli gülümseyen insanları gördükçe ufak çaplı sinir krizleri geçirmeye başlamıştım. Çünkü onların gülerek yaptığı hareketleri ben ağlayarak yapmaya çalışıyordum. İnanın aç kalmaktan daha can yakıcı bir durum. Hatta aşağılayıcı bile diyebilirim. ChatGPT ve el yordamıyla alternatif içerikler aramaya başlamıştım. Neden spor salonuna gitmediğimi sorarsanız eğer psikolojik olarak buna kesinlikle hazır değildim. Kendimi tam anlamıyla “yağ tulumu” olarak görüyordum ve spor salonunda kaslarıyla şov yapmaya yer arayan egolu tiplere asla tahammülüm yoktu. Evet bir “challenge”a girmiştim ancak henüz sikletim onlar değildi. Bu süreçte neye hazır olup olmadığımı çok iyi ölçüp tarttığımı düşünüyorum. Ayrıca diyetisyenimin tavsiyeleri de henüz spor salonuna başlamaya hazır olmadığım ve yürüyüş yaparak biraz daha kilo vermem yönündeydi.
Yapay zeka nimetleri ve el yordamıyla bir çok farklı kanal buldum ve sinir bozucu seviyede mutlu insanlardan biraz daha normal şekilde egzersiz yapabileceğim bir tarafa geçtim. Yaptığım en iyi değişikliklerden birisi bu oldu. (Yazının sonunda tüm kaynakları listeleyeceğim) Bu değişiklikten sonra açıkcası şevkim arttı.
Süreç ilerledikçe midemin küçüldüğünü ve psikolojik olarak yememeye çalıştığımı hissettim. Öyle ki, bir öğünde 2 dilim tam tahıllı ekmek görünce “bu çok yaaa, ben 1 dilim yemeliyim” demeye başladım. Bundan diyetisyenime bahsettiğimde ise bana neden ekmek yemem gerektiğini tam 15 dakika açıkladı. Diyetisyenimin her cümlesinde resmen aydınlandım. Zaten bu noktaya gelmeden önce yaşadığım ufak tefek sorunlarda diyetisyenim (online olmasına rağmen) o kadar net açıklamalar yaptı ki ekmek konusunda beni ikna etmeme şansı yoktu. İnanılmaz şekilde her tökezlediğimde kaldırmakla kalmadı resmen sırtına aldı taşıdı beni. Bu zamanla aramızda öyle bir güven oluşturdu ki “çık şu köprüden atla” dese atlayacak noktaya geldim. Önceki diyetisyen tecrübemde herkese verilen hazır listelerle karşılaştığım ve asla kilo vereceğime inanmadığım için bu gerçekten benim için çok önemliydi.
7-8 aylık bir süreçten sonra hedefe yaklaştığımız için listelerim biraz daha “normalleşmeye” başlamıştı. Pirinç pilavı, bolonez soslu makarna, fırında patates gibi çook uzun zamandır yemediğim yemekler listelerimi süslemişti bile…
Neler Yaptım?
Öncelikle tam 1 yıldır her gün 3 litre su içiyorum. İlk başlarda belki de beni en çok zorlayan şeylerden biri bu olmuştu. Midem küçüldükçe bu biraz daha zorladı. Ancak böyle zamanlarda suyu lezzetlendirmenin yollarını aradım. Mesela bardağıma çubuk tarçın dokunuşu yaptım. Yetmediğinde ise tarçın ve limonu birleştim. Bir dipnot olarak eklemek istiyorum; yıllardır söylenen limon + salatalık + tarçın karışımı yağ yakmıyor 🙂 sadece ödeminizi hafifletebilir.
Listelerime eksiksik riayet ettim. Bunun için hassas tartı bile aldım. Her öğünümü tarttım. Arada ufak tefek kaçamaklar yaptım. Ancak bu kaçamaklar asla “hadi bir paket cips yiyeyim” şeklinde olmadı. Daha çok sağlıklı atıştırmalıklar düzeyinde ve öğünümün yerine geçecek şekilde kaçamaklar oldu. Zaten en önemli noktalardan biri bir gün yaptığınız kaçamağı hafta içerisinde telafi edebilmek. Hemen hemen istediğim her şeyi yedim. Ancak bunu diyetisyenimin kontrolünde ya da telafi ederek gerçekleştirdim.
Yukarıda da bahsettiğim gibi, bolca spor yaptım. 30-45 dakika olarak tasarladığım spor süreleri genelde 1 saati aştı. Çünkü o hazzı aldıktan sonra (hangi hormonlar tetikleniyor bilemiyorum) insanın durası gelmiyor. Aynı şekilde spordan hariç dışarıda uzun yürüyüşler yaptım. Bu yürüyüşler genelde 10.000 adımı geçen, bazen 8km civarı olan yürüyüşlerdi. Unutmayın ki bu sürecin %70’i beslenme %30’u spor ve egzersiz. Ayrıca egzersiz yapmanın diğer avantajları, hayat ve uyku kalitenizi arttırmasıdır.
Kendimi dinledim ve kaydettim. Bu kulağa mental bir şeymiş gibi gelebilir ama değil. Bir akıllı saat alıp egzersiz sürelerimi, yaktığım kaloriyi, uyku sürelerimi kaydettim. Her gün kalori saymadım tabii ki ama özellikle egzersiz ve uyku sürelerimi takip etmek çok işime yaradı.
Neler Yapmadım?
En başta asla umutsuzluğa kapılmadım. Kendime tanıdığım 1 yıl gibi zaman vardı. Bu süreçte karşıma bir çok engel, olumsuzluk çıkabileceğine kendimi hazırladım. Sonuçlardan bağımsız ancak sürece bağlı kalmaya çabaladım. Süreçleri günlük, haftalık, aylık ve son olarak yıllık bazda değerlendirmeye gayret ettim. Kötü geçen bir gün koca haftayı berbat edemeyeceği gibi kötü geçen bir hafta bir ayı da etkileyemedi. Kilo aldığım ya da veremediğim haftalar da oldu. Sonuç olarak yıllık bazda hedefime ulaştım.
Kendimi asla başkasıyla kıyaslamadım. Çevremde benzer süreçlerde olup başka diyetisyenlerden destek alan bir çok insan olması hem avantaj hem de dezavantajdı. Avantajı; süreçleri değerlendirebilip ortak noktalarda buluşabilmek olsa da dezavantajı insanın kendini diğerleriyle kıyaslamaya çok müsait varlıklar olmasıydı. Ancak herkesin başarısını taktir edip daha fazlası için motive etmeye gayret ettim.
Sosyal medya kullanmadım. Evet, garip ama beni en çok etkileyen gereksiz şeylerin başında sosyal medya, özellikle instagram geliyordu. Çünkü herkesin her şey hakkında bir fikri vardı ve bunu pervasızca söylemekten çekinmiyorlardı. Süreci ve kendimi sorgulamamak adına, “acaba”ya düşmemek için instagram hesabımı kapattım. Aslında mental olarak da çok iyi geldiğini söyleyebilirim. Bununla ilgili “dopamin detoksu”nu araştırabilirsiniz. Yola beraber çıktığım diyetisyenimin fikirleri ve önerilieri dışında hiç bir şeye güvenmedim. Tamamen at gözlüğü takmışcasına sürecime odaklandım.
Kritik Noktalar
Bu süreçte bahsettiğim gibi engeller ve zorluklar olmadı değil. İşimle ilgili, sosyal ve özel hayatımla ilgili, bazen kendimle ve sağlığımla ilgili bir çok sorun yaşadım. Mümküm mertebe bu sorunları zayıflama sürecimden ayrı tutmaya özen gösterdim. Hastalandım, yemek yiyemeyecek duruma geldim ancak zorla da olsa öğünümü atlamadım.
Kendime kısa ve uzun vadeli hedefler belirledim. Bu hedefler genel olarak sonuç odaklı olmadı. “Bu hafta kaçamak yapmayacağım, bu gün gereken kadar su içeceğim” gibi. Uzun vadeli hedefler ise, yıl başına 2 ay kala yeni yıla 100 kilonun altında girmekti. En çok bunu başardığım için mutluyum. Çünkü hayatımda neredeyse bu kiloları hiç görmemişim gibi, hatırlamıyordum ve yıllardır 3 haneli sayılarda olduğum için de 99 kiloya inmek benim için çok büyük bir engeli aşmak anlamına geliyordu. Geriye dönüp baktığımda zaten 30 kilo verdiğim için artık vermem gereken 20 kilo gözüme çok daha kolay geliyordu. En uzun vadeli hedefim ise tabii ki 1 yılda 50 kilo verebilmekti. Bunu da süreç içerisinde daha küçük hedeflere bölerek başardım.

İşte işin en civcivli yeri… Burada yaşadığım zorlukları malesef detaylıca anlatamayacağım. Çünkü benim özelim ve herkesin yaşayacağı zorluklar çok fazla değişkene bağlı. Bu yüzden “x olursa y yapın” gibi bir yaklaşımda bulunmam mümkün değil. Burada daha çok motivasyon ve disiplinden bahsedeceğim aslında. Motive olmanız ne kadar önemliyse kendinizi disipline etmeniz bunun en az beş katı daha önemli. Motivasyonunuz küçük bir engelle zedelenebilir ancak bir disiplin ve rutin içinde olursanız bunların zedelenmesi için küçük engellerden çook daha fazlası gerekecek.
Benim de motivasyonumun zedelendiği, düştüğü hatta kaybolduğu zamanlar oldu. Bu zamanları motivasyonumu disipline çevirerek aşmayı başardım. Çünkü bir karar aldım ve ne olursa olsun bu kararın arkasında durmalıydım. Bu önce kendime olan saygımdan dolayı sonrasında ise hedefime ulaşmam için ilk şartlarımda biriydi. Zaman zaman motivasyon vidyoları izleyerek bunu gerçekleştirsem de zaman içinde benden başka kimsenin kıramayacağı bir yapı haline büründü. Aşağıda farkı görebilirsiniz.

Alie faktörü… Ben yalnız yaşayan bir bireyim ve bu süreçteki en büyük artılarımdan birisi bence bu oldu. Ailemi ziyarete gittiğimde “börek de mi yiyemezsin? bak kek yaptık. bari tadına bak” gibi bir çok ısrarlı cümleye ve teklife koskocaman bir “hayır” cevabı vermek durumunda kaldım. Bu noktada diyete başlamadan evvel aileniz ile yaşıyorsanız mutlaka bu ısrarları en başından engelleyecek, size vereceği zararları detaylıca anlatacak bir konuşma yapmanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Hatta yapabiliyorsanız öğünlerinizi kendiniz hazırlayın. Psikolojik olarak bana çok iyi geldiğini söyleyebilirim.
Sonuç olarak…
Gelelim sonuçlara, acısıyla tatlısıyla benim için muhteşem bir süreç ve deneyim oldu. Beslenmeye dair çok fazla şey öğrendim ve daha önce beslenmediğimin farkına vardım. Benim yaptığım yemek yemekmiş… Beslenme ise çok farklı ve incelik isteyen bir sanat gibi… Burada müsadenizle biraz şov yapacağım. Hak ettiğimi düşünüyorum…

Diyetisyenim, yani canım 🤗
Tüm bunların farkına varmamı sağlayan, beni en şımarık, en motivasyonu ve disiplini düşük zamanlarımda destekleyen, “neden” sorularıma asla bıkmadan, usanmadan, tane tane, mantıklı cevaplar veren sevgili diyetisyenim Gizem Akkurnaz‘a ne kadar teşekkür etsem azdır… Bir insanın hayatımı nasıl değiştirdiğine inanamakla beraber üstüne bir de kendine hayran bırakması en azından benim hayatımda yaşayamayacağımı düşündüğüm senaryolardan birisiydi. Her teşekkürümde “rica ederim, biz bir ekibiz” diyerek birbirimizden sorumlu olduğumuzu hatırlatması beni ayrıca motive eden cümlerinden birisi oldu. İyi ki varsınız Gizem Hanım ❤️
“Hocaaa, bitir artık!”
Genel anlamda çok detaya girmeden size hayatımda en keyif aldığım 1 yıllık sürecimden objektif olarak bahsetmeye çalıştım. Kendizini hazır hissettiğinizi ve özellikle sağlık sorunlarınızla mücadele ettiğinizi düşünüyorsanız bir gün bile geç kalmamanız gereken bir serüvene başlamanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Hayatım boyunca asla özel ve ya bir çok kutsanmışlıkla donatıldığımı düşünmedim. Sokaktaki herhangi bir insandan da farkım yok. Yani aynıyız. Ben başardıysam, başarabildiysem sizin de “kendinize” yapacağınız en büyük iyilik şüphesiz kendiniz ve sağlığınız için bir adım atmak olacaktır.
Buraya kadar okuyan herkese çok çok teşekkürler! Herhangi bir sorunuz, danışmak istediğiniz bir şey varsa yorumlarda buluşalım. Ayrıca aşağıdaki linklerden diyetisyenim Gizem Hanım’a ulabilirsiniz. Bol sağlıklı günler 💪
Faydalı Linkler
Diyetisyenim: Formida Diyet / Formida Diyet Instagram
Egzersiz Kanalları: Yanafit / Ingrid Fit / MadFit / Olivia Lawson
50 Kilo verdiren playlistim:
Bu yazıda geçen kurum, kişi, hesap ve markalar ile hiçbir #işbirliği / #reklam yoktur, tümü tavsiyedir.
